Skip to content
GeMarkt

20 Mayıs 2026

Kamu malı, “serbest” demek değil

Bir eserin telifinin dolmuş olması, bulduğunuz dosyanın satılabilir olduğu anlamına gelmiyor. Bunu zor yoldan öğrendik — işte kararı gerçekten belirleyen üç soru.

Bu yazıyı bir hukuk metni olarak okumayın. Biz tek kişilik bir stüdyoyuz, avukat değiliz. Aşağıdakiler bizim çalışma pratiğimiz — kendi başımıza öğrendiğimiz, bazen platformun bize öğrettiği şeyler.

En baştan söyleyelim: bir eserin kamu malı (public domain) olması, o eserin dosyasının satılabilir olduğu anlamına gelmiyor. Bu iki cümle arasındaki mesafe, işimizin en riskli kısmı.

İki ayrı soru

“Eser PD mi?” ile “bu dosya satılabilir mi?” ayrı sorular. Birincisi eserin kendisiyle ilgili — sanatçı ne zaman öldü, eser ne zaman yayımlandı, hangi ülkenin kuralı geçerli. İkincisi elimizdeki somut dosyayla ilgili.

Çünkü elimizdeki şey tablo değil, tablonun bir taraması. Tarayan kurumun o tarama üzerinde hak iddia edip etmediği, iddia ederse bunun geçerli olup olmadığı, ülkeye göre değişiyor. Bazı yerlerde “sadık reprodüksiyon”un yeni bir telif doğurmadığı kabul ediliyor; bazı yerlerde tarama emeği kendi başına korunuyor. Biz bu tartışmanın hangi tarafının haklı olduğuna karar veremeyiz. Yapabileceğimiz şey, kaynağın hak durumuna satıştan önce bakmak.

Ülke farkı da gerçek bir problem. Bir sanatçı bir yerde PD olabilir, başka bir yerde olmayabilir. Pazaryerinde sattığınızda alıcının nerede olduğunu siz seçmiyorsunuz. Yani “bizim ülkede sorun yok” cümlesi bir savunma değil.

Üçüncü katman da var ve çoğu zaman en sert olanı: platform kararı. Pazaryerleri, hukuki bir mahkeme kararı beklemeden ilanı kaldırır. Onların eşiği hukukun eşiği değil — daha düşük ve daha hızlı. Bir hak sahibi şikâyet ettiğinde ilan gider, siz sonra itiraz edersiniz.

Bize ne oldu

Bunları soyut anlatmıyoruz çünkü üçü de başımıza geldi.

Cassandre — ilanlarımız kaldırıldı. Sanatçının afişleri “eski” görünüyor diye serbest saymıştık; değildi.

TfL / Underground — silindi. Buradaki mesele eserin yaşı değil, markaydı. Afiş yeterince eski olsa bile üzerindeki logo ve isim ayrı bir haktı. Telif ile marka aynı takvimi kullanmıyor.

USIA — bunu tersinden öğrendik. ABD devlet kurumu ürünü, telifsiz. Yani her “resmî görünen eski afiş” riskli değil; ama hangisinin ne olduğunu bilmek gerekiyor.

Bu üç kaldırma, çalışma şeklimizi değiştirdi. Artık her eserin hak durumu, satışa çıkmadan önce tek tek doğrulanıyor; karar kayda geçiyor ve bir kez sorun çıkarmış bir eser, başka bir adla sessizce kataloğa geri dönemiyor. Bir ilanı tartışmaktansa kaybetmeyi tercih ediyoruz — telif sayfamız aynı şeyi daha ayrıntılı anlatıyor.

Ne diyoruz, ne demiyoruz

Söylediğimiz: bu iş sanıldığı kadar “eski resim indir, sat” değil; daha çok “her dosya için üç ayrı soruyu ayrı ayrı cevapla”.

Söylemediğimiz: bunu çözdüğümüz. Cassandre’ı önceden bilseydik o ilanları açmazdık — bilmiyorduk. TfL’i marka açısından düşünmemiştik. İkisini de platform bize öğretti, biz platforma değil. Şu an yaptığımız şey, aynı dersi üçüncü kez almamak için bir hafıza oluşturmak.

Kamu malı bir kapı değil, bir başlangıç noktası. Kapıyı yine siz açıyorsunuz ve arkasında ne olduğundan yine siz sorumlusunuz.